Nostalji

BMW 5 Serisi Tarihi

on

BMW 5 Serisi’nin beş nesil modelinin satışları daha şimdiden 5,5 milyon adede ulaştı ve şimdi BMW 5 Serisi Sedan’ın başarılı hikayesinde yeni bir bölüm başlıyor.

Altıncı nesil BMW 5 Serisi, doğal olarak kendisinden önce gelenlerin bıraktığı büyük mirası takip ederken aslında kökleri çok daha eskilere dayanır. Henüz 1960’lı yıllarda BMW spor, şık, güçlü ve yenilikçi teknolojiye sahip, orta sınıf, dört kapılı sedan üreticisi olarak güçlü ve onu diğerlerinden ayıran bir profil geliştirdi. Dört kapılı notchback gövde, önde bulunan uzunlamasına yerleştirilmiş motor, arkadan itişli sürüş ve karmaşık yapıya sahip bir süspansiyon sunan BMW, bugün hala cazip kalabilen ve günümüze tamamen aktarılan klasik bir ilke edindi.

Bu, BMW’nin o güne kadar gördüğü en başarılı model serisini oluşturarak, BMW 1500, BMW 1800 ve BMW 2000’i “Yeni Sınıf” olarak lanse ettiği zamandaydı. Sedanların geliştirme ve üretim aşamalarında BMW tarafından bu modellerle ortaya konan ustalık, her birinin ayrı karakteri olan, modern ve çok tutulan otomobillerin üreticisi olarak şirketin dünya çapında bir atılım yapmasını sağladı.

1972 yılında Yeni Sınıf’tan BMW 5 Serisi’ne geçen BMW, yalnızca yeni isimler tanıtmadı, aynı zamanda tasarımda yeni bir çağ başlattı. Gerçekten de “5” sayısı bu sınıftaki açık sürüş keyfi anlamını aldı. O zamandan beri BMW 5 Serisi, tasarımları sayesinde, üstün yürüyen aksam ve süspansiyon teknolojisiyle sağlanan sürüş dinamikleri ve konforunun benzersiz bir şekilde bir arada kullanımını özgün bir şekilde yansıtan, mükemmel uyum içinde dengelenen sportifliğin ve zarafetin simgesi haline geldi. Bu nedenle BMW 5 Serisi, Münih’li bu premium otomobil üreticisinin geliştirme konusundaki üstün yeteneklerini ortaya koyuyor.

1972: Yeni BMW 5 Serisi sahneye çıkıyor.

Sırasıyla 115 ve 130 bg üreten, dört silindirli sürüş motorlarına sahip BMW 520 ve BMW 520i, 1972 Frankfurt Otomobil Fuarı’nda Yeni Sınıf’ın yerini alacak model olarak sunuldu. Modelin ismi, BMW marka otomobillerin bugüne kadar aldıklar isimleri belirleyen yeni bir konsept yarattı. Başta bulunan “5” sayısı seriyi belirtirken; onu takip eden diğer iki rakam ilgili modelin motor hacmini belirtir. Aynı zamanda bu model adları BMW 501 “Baroque Angel” ve ikon haline gelmiş bir spor otomobil olan BMW 507 gibi 1950’li yılların hatıralarını canlandırıyordu.

Tasarımındaki uzun ve düz hatlar, büyük pencereler ve alçak bel çizgisiyle ilk BMW 5 Serisi kendini gösterdi. Markaya özgü tasarım elemanları olan çift far ve C sütunundaki Hofmeister kıvrımı yeni tarz ve teknoloji ile yeniden yorumlayarak, Fransız tasarımcı Paul Bracq 1970’lerde çok özgün olan BMW tasarım dilinin temelini attı. Yolcuların güvenliğini sağlamak ve otomobilin deformasyon bölgelerini doğru şekilde hesaplayabilmek için BMW mühendisleri ilk defa çok geniş kapsamlı üstün bir bilgisayar teknolojisi kullandı.

Üretimin ikinci yılında BMW 525’in tanıtılmasıyla ilk altı silindirli otomobil de pazara giriş yapmış oldu. Bu son model otomobilin güçlü ve aynı zamanda iyileştirilen motoru, 145 bg’lik etkileyici bir güç sağlıyordu. Daha fazla güce duyulan bu istek, daha sonraki yıllarda model yelpazesini genişletmek için en önemli nedenlerden biri haline geldi: 1972 yılında kurulan BMW Motorsport GmbH, 1980 yılında 218 bg (160 kW) gücündeki altı silindirli motora sahip BMW M 535i’yi tanıtarak olağanüstü bir girdi sağladı.

1981: İ kinci nesil, ilk dizel.

Neredeyse 700.000 adet satış sağlayan ilk nesil BMW 5 Serisi, Yeni Sınıf’ın pazardaki başarısının iki katından fazlasını elde etti. 1982 yılında çıkarılan bir sonraki model de net hatlar ve büyük pencereleriyle tasarıma sadık kalarak başarı öyküsünü devam ettirdi.

Daha da çarpıcı ön ve arka tasarımıyla yeni BMW 5 Serisi, dış boyutlarının neredeyse aynı kalmasına rağmen yollarda çok daha fazla dikkat çekti ve yeteneklerini gösterdi. Mühendislerin iyileştirme çalışmaları ve akıllı hafif malzeme teknolojisi iç mekanda daha fazla alan, mükemmel ağırlık dağılımı ve geliştirilmiş yolcu güvenliği sağladı. Çift mafsallı ön aks ve yarım arka aks taşıyıcıya sahip yeni geliştirilen süspansiyon, özellikle de bu yeni modelin sunduğu sürüş konforunu artırmada işe yaradı. Bu noktada BMW 5 Serisi’nde, yol bilgisayarı yardımıyla kilitlenmeyi önleyici fren sistemlerinden elektronik yakıt enjeksiyonuna kadar değişen modern elektronik sistemler kullanılmaya başlandı.

Pazara girmesinin hemen ardından bu yeni sedan, geniş bir model yelpazesi ve gücü 90 ile 184 bg arasında değişen motorlarla sunuldu. 1984 yılında oldukça spor bir versiyonu tanıtılmış olmasına rağmen 218 bg’lik güce sahip BMW M 535i bu sefer Motorsport GmbH’nin son sözü değildi. Onun yerine Motorsport GmbH, 1985 Frankfurt Otomobil Fuarı’nda gururla Spor Sedan’ın simgesi olan BMW M5’i sundu. Dışarıdan değerlendirildiğinde diğer modellerden güçlükle ayırt edilebilen BMW M5’te, tavizsiz sürüş dinamikleri sağlamak için metal levhanın altı baştan sona optimize edildi. Güç, dört valf teknolojisi ve en az altı kelebek valfi bulunan sıralı altı silindirli motordan geliyordu. Efsanevi BMW M1’den türetilen, önceden yalnızca en iyi spor otomobiller tarafından sunulan, üstün itiş gücü üreten bu motorun gücü 286 bg’di.

BMW’nin 1983 yılında BMW 524td ile büyük çekişmelerin yaşandığı dizel pazarına girmeye karar vermesi devrim niteliğindeydi. Markanın kendine özgü karakterini bir dizelle sunmak için tek seçenek otomobile güçlü ve iyileştirilmiş turbo dizel bir motor koymaktı.

115 bg maksimum motor gücüne sahip, 2,4 litre, sıralı altı silindirli motor bu gereklilikleri sağladı ve BMW 524td kendi sınıfındaki tüm dizel otomobiller arasında en iyi performansı gösterirken aynı zamanda en yüksek yakıt tasarruf standardını sağladı. Dizel otomobillere kuşkuyla yaklaşanlar bile üstün güç ve olağanüstü tasarrufun yenilikçi birleşiminden etkilenmişlerdi.

Spor performans ve üstün tasarrufu bir araya getirmek için dizel pazarına girmek BMW’nin tek seçeneği değildi. Aksine, tam da o zamanlarda BMW, özellikle yakıt tasarrufu sağlayan teknolojiler geliştirmek üzerine çok sayıda çalışmayı ve yeniliği tamamlamış ve alternatif enerji kaynakları aramaya başlamıştı. Bu yeniliklerin çoğu, zaman içerisinde seri üretime alındı, diğerleri ise uzun dönem araştırma projelerinin temellerini attı. Bunun bir örneği daha 1976 yılında tanıtılan ve birinci nesil BMW 5 Serisi’ni temel alan hidrojen yakıtlı test otomobiliydi.

Turbo dizelin yanında, BMW 5 Serisi’nin oldukça verimli bir benzinli modeli de en başından beri seri üretim için uygun olduğunu gösterdi: BMW 525e altı silindirli bir motora sahipti ve tutarlı bir şekilde üstün çekiş gücü ve tasarrufu bir araya getirmek için yapıldı. 2,7 litre hacme sahip ve adını Yunan harfi “eta”dan alan sürüş motoru, etkin bir şekilde 4.250 dd seviyesinde 125 bg’lik maksimum motor gücü ve yalnızca 3.250 dd’deki 240 Nm’lik maksimum tork üretebiliyordu. Yeni motor elektronikleri, optimize edilmiş ağırlık ve yüksek hızlarda tasarruf fonksiyonu bulunan beş ileri şanzıman, bu modelin üstün verim sağlamasına yardımcı olan diğer özelliklerdir.

İkinci nesil BMW 5 Serisi yedi yıl üretildikten sonra yerine yeni bir seri getirildi. Bu süre boyunca satışları yeni bir rekor kırarak 722.000 adede ulaştı.

1988: Üçüncü nesil BMW 5 Serisi.

İlk kez touring olarak BMW 5 Serisi.

BMW 1984 yılında katalizör teknolojisini tanıtmaya başlarken, BMW 5 Serisi en başından beri sadece bu yüksek emisyon yönetimi standardıyla donatılmıştı. 1988 yılındaki başlangıçtan beri ortaya çıkan ilk modellerin (BMW 520i, BMW 525i, BMW 530i, BMW 535i ve BMW 524td) hepsi altı silindire ve elektronik yakıt enjeksiyonuna sahipti. Güç aralığı 115’ten 211 bg’ye yükselmişti.

315 bg olarak üretilen ve daha sonra 1992 yılında 340 bg’ye yükseltilen motor gücüne sahip yeni BMW M5 de kısa süre sonra tanıtıldı.

Bunu 1992 yılında sekiz silindirli iki modeli, BMW 530i ve BMW 540i, 1993 yılında dört silindirli motorla temel model olarak tanıtılan BMW 518i takip etti. Bu arada, dört valf teknolojisinden ve değişken Vanos egzantirik mili yönetiminden faydalanan altı silindirli motorlar daha fazla güç, tork ve verimlilik kazandılar.

Tam olarak belirlenen deformasyon alanları ve çok daha sağlam yolcu bölmesiyle BMW 5 Serisi’nin üçüncü nesli, yolcu güvenliği alanına yeni standartlar getirdi. Titizlikle inceltilen süspansiyon bir seçenek olarak elektronik kontrollü amortisörlerle birlikte kullanılabiliyorken bir diğer seçenek de hıza duyarlı Servotronic direksiyon asistanıydı. ASC Otomatik Denge Kontrolü de, kilitlenmeyi önleyici fren sisteminin yanında ilk kez kullanılıyordu.

1991 yılında piyasaya sürülen elektronik dört tekerlekten çekişli BMW 5 Serisi’nin önden arkaya tam değişken güç dağılımı konsepti ile arka aks diferansiyel kilidi, karşılaştırmalı testlerde o güne kadarki tüm dört tekerlekten çekiş sistemlerinden daha üstün olduğunu kanıtladı.

Bir önceki kuşağı ile karşılaştırıldığında, üçüncü nesil BMW 5 Serisi yine yeni tasarımı sayesinde daha uzundu ve çok daha geniş iç hacme sahipti. Gerçekten de Baş Tasarımcı Claus Luthe kılavuzluğunda yaratılan yeni sedan, sportif zarafet ve akıcı çizgileri özgün bir kama şekliyle birleştirdi. Tarz sahibi bu karakter, daha sonra tasarımcılar tarafından BMW 5 Serisi Touring’e aktarıldı; 1992 Frankfurt Otomobil Fuarında ortaya çıkarılan bu eşsiz beş kapılı otomobil yeni bir görünüm ve B sütunu arkasında yepyeni özellikler sunuyordu.

Ses yalıtımına çok önem verilmişti, gövde içerisindeki ses neredeyse bir sedandakiyle aynıydı. Çok geniş iç alan, açık bir şekilde akustik etki ve gürültüler için ideal bir rezonans gövdesi oluşturuyordu. BMW 5 Serisi Touring, başından itibaren arka aks üzerinde otomatik yükseklik ayarı ile donatılmıştı.

Touring modelinde, sedanda kullanılan neredeyse tüm motorlar kullanılabiliyordu ve bir diğer seçenek olarak da dört tekerlekten çekişle de gelebiliyordu. 1992 yılında BMW M5 Touring seriye katıldı. Bu beş kapılı otomobilin başarılı satışları açık bir şekilde BMW’nin daha çok pratik değeri çekici tasarımla birleştirme konseptini onayladı:

BMW 5 Serisi Touring’in 1996 yılına kadar olan toplam satışı yaklaşık 125.000 adede ulaştı ve üçüncü nesil BMW 5 Serisi’nin dünya çapındaki toplam satışları 1,3 milyon adedi aştı.

1995: Dördüncü nesil ilk kez hafif metal ala şımlı süspansiyonla.

BMW 5 Serisi’nin dördüncü nesli 1995 Frankfurt Otomobil Fuarı’nda sahneye çıkarken önceki modelin evrimsel bir şekilde geliştirilmesiyle sportif ve zarif tarza sahip bir tasarım sundu. Ön taraftaki göze çarpan bir özellik cam bir kapağın arkasındaki çift yuvarlak farlardı. 2000 yılında buna konumlandırma ve gündüz sürüşünde kullanılan BMW’ye özgü ışık halkaları eklendi.

1997 yılında tanıtılan hem sedan hem de touring, bir kez daha yolcu bölümünde daha fazla alan sundu. Çok fonksiyonlu direksiyon, navigasyon sistemi, aktif koltuklar ve Dinamik Denge Kontrolü özelliklerine sahip BMW 5 Serisi kendi sınıfının fazlasıyla yüksek teknolojiye sahip bir üyesi olarak bilindi.

Daha fazla sürüş dinamikleri ve güvenlik sağlamak adına gövde, çok daha yüksek bir dayanıklılığa sahipti ve dördüncü nesil BMW 5 Serisi, neredeyse tamamı hafif metal alaşımından yapılan ve geniş ölçekli üretilen ilk otomobildi. Yeni geliştirilen ve tamamı alüminyumdan oluşan güç üniteleri de otomobilin ağırlığının düşmesine yardımcı oldu.

Yeni model, 150 ile 193 bg maksimum motor gücü üreten, sıralı altı silindirli motorlarla pazara sunuldu. Teknik yenilikler hem benzinli hem de dizel motorlara daha fazla güç sağladı ve yakıt tüketimini daha da düşürdü. 1996 yılında bir kez daha iki V8 motor tanıtıldı ve 1998 yılında BMW tarafından o tarihe kadar üretilen en güçlü motora sahip olan yeni BMW M5 pazara girdi: Bu 400 bg (294 kW)’lik motor göze çarpan diğer özelliklerinin yanında merkezkaç kuvvetleri için kumanda edilen yağ temini ve elektronik olarak kontrol edilen bağımsız kelebek valfleri gibi özelliklere sahipti.

BMW 5 Serisi’nin dördüncü nesli bir kez daha satış rekorları kırdı ve 2004 yılının başlarında üretimi sona ererken 1,47 milyon adede ulaştı.

2003: Be ş inci nesil BMW 5 Serisi – ilerici ve verimli.

2003 yılında tanıtılan beşinci nesil BMW 5 Serisi etkileyici tasarımı ve yenilikçi teknolojisiyle en başından beri kendini gösterdi. Bir kez daha 2004 yılında çıkarılan sedan ve touring etkin güvenlik, sürücü yardım sistemleri ve verimlilik konularına yeni standartlar getirdi. BMW’nin iç bükey ve dış bükey yüzeyleri, ön ve yanlardan arkaya akıcı geçişlere sahip kendine özgü tasarım dili, BMW 5 Serisi’nin beşinci versiyonuna oldukça karakteristik bir hava kattı. Net fonksiyonlara sahip iç mekan, en başta standart olarak gelen iDrive kontrol sistemini vurgular.

Alüminyum veya sırasıyla kompozit alüminyum/magnezyum krank kutusu ile motorlar ve otomobilin hafif alaşımlı ön kısmı ön-arka ağırlığın çok iyi bir şekilde dengelenmesine imkan sağladı. O zaman geliştirilen bir diğer parça da aynı şekilde alüminyumdan üretilen, tek parça arka akstır.

Bir diğer önemli yenilik de, özellikle geniş fonksiyon yelpazesiyle otomobilin mükemmel süspansiyon teknolojisine destek veren DSC Dinamik Denge Kontrolüdür. Aynı üstünlük ilk defa Aktif Direksiyon ile elektronik süspansiyon ayarlı ve kaymayı engelleyen denge yönetimine sahip Adaptive Drive teknolojileri ile sağlandı. Sürücü yardım sistemleri alanında göze çarpan unsurlar olarak BMW 5 Serisi, Head-Up Display, BMW Gece Görüşü, Dur & Kalk ve Şeritten Terk Uyarı Sistemi’ne sahip Aktif Cruise Control gibi üstün teknolojilere sahipti.

BMW 5 Serisinde kullanılan motor yelpazesi, BMW 520i’de 170 bg (125 kW)’lik ve BMW 550i’de 367 bg (270 kW) arasında değişen altı benzinli ve dört dizel motorla genişletilmişti. BMW M5 ve BMW M5 Touring’de ise bağımsız kelebek valfler ve dinamik yağ temini özellikleriyle 507 bg (373 kW) maksimum çıkış gücüne sahip 5,0 litrelik V10 yüksek hız motorları kullanılıyordu.

YouTube Preview Image

2007 yılından itibaren beşinci nesil BMW 5 Serisi’nin tüm sürümleri, standart olarak modelden modele uygun şekilde değişiklik gösteren çok sayıda BMW EfficientDynamics teknolojileriyle geliştirildi. Fren Enerjisi Geri Kazanımı, vites değişim göstergesi, aktif hava kapağı kontrolü ve talep üzerine sunulan yan donanımlar, tüm modellere kendi sınıflarında eşi benzeri bulunmayan bir performans ve yakıt tasarrufu dengesi sağladı. Üst orta sınıftaki en yüksek verimlilik ölçütünü, 177 bg (130 kW)’lik motor gücünün yanında AB test sürüşlerinde 100 km’de 5,1 litre ortalama yakıt tüketimi ve 136 g/km CO2 emisyon değerlerine sahip BMW 520d ortaya koydu.

BMW 5 Serisi’nin çarpıcı tasarım, yenilikçi teknolojiler ve üstün verimlilik sunan beşinci nesli, bu model ailesinin başarılarla dolu tarihini kesintisiz devam ettirdi. 2007’nin sonlarına doğru bu model neslinin dünya çapındaki satışları bir milyon adedi geçerken 2005’ten 2008 yılına kadar BMW 5 Serisi kendi sınıfında dört yıl arka arkaya en çok satan otomobil oldu. Kısa süre sonra, Ocak 2008’de, BMW’nin Dingolfing Fabrikası, 1973 yılından beri üretim hattından çıkan beş milyon BMW 5 Serisi otomobil ile çok etkileyici bir yıldönümü kutlaması yaptı.

Kaynak: Bmw Türkiye

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir